ULUS GAZETESİ
Prof. Dr. ANIL
ÇEÇEN
ULUS gazetesi
ATATÜRK’ün yayın organıdır.Bir anlamda
Atatürk’ün gazetesidir. .Ulusal kurtuluş savaşımızın önderi Atatürk daha Sivas
kongresi sırasında bir yayın organını
gündeme getirmiş ve ilk olarak , Sivas kongresi yapıldığı sırada bu kentte ,
ulusal kurtuluş savaşının sesi olarak İradeyi Milliye gazetesini çıkarmıştır ..
Bu gazete bir süre Sivas merkezli bir yayın organı olarak Anadolu halkına Kuvayı Milliye hareketi adına seslenmiş ,
daha sonra da bunun yerini Hakimiyeti
Milliye gazetesi almıştır . Sivas kongresi kararları doğrultusunda yeni devletin başkenti olarak Ankara
seçilmiş , buraya gelindikten sonra da
yeni merkezden Türk ulusuna seslenmek üzere Hakimiyeti Milliye adını
taşıyan bir gazete çıkarılmıştır .
Atatürk’ün öncülüğünde ulusal kurtuluş
savaşının yayın organı olarak çıkartılan bu gazete , Ulus gazetesinin ilk ortaya çıkan biçimidir . Kurtuluş savaşı
süresince bu isimle çıkartılan gazete daha sonra devletin kurulmasının tamamlanmasıyla
ULUS adını almıştır .Bu açıdan ,
ULUS gazetesi için ATATÜRK’ün yayın organı denilebilir .Atatürk zaman zaman
bu gazetenin başyazılarını imzasız olarak yazmış ,bazan da takma isim
kullanarak kamuoyuna yansımasını
istediği mesajları gene bu gazete
aracılığı ile gündeme getirmiştir .
ULUS
GAZETESİ , bir anlamda başkentin sesi
olarak örgütlenmiştir . Özellikle , Abdülhamit döneminde İstanbul’da Babıali merkezli bir basın
yapılanması kurulmasından sonra ,İstanbul imparatorluğun başkenti olarak ülkenin aynı zamanda basın merkezi olmuştur . O dönemin baskıcı yönetimine karşı
ülkeye cumhuriyet ve demokrasi getirmek
isteyen aydın çevreler , böylesine bir basın yapılanması içerisinde yer
almışlar ve İstanbul merkezli çıkan
gazeteler aracılığı ile imparatorluğun son döneminde ülkeyi kurtarmak üzere halka seslenmişlerdir
. Ne var ki , bu basın organlarının
sahiplrnin dış bağlantılı olması ve
yabancı ülkelerin desteği ile çıkmaları
gibi bir durum , İstanbul
basınını mütareke basını konumuna sürüklemiştir . Birinci dünya
savaşının sona ermesiyle , İstanbul hükümeti teslim olmuş , son hükümetin Sevr
antlaşmasını imzalamasıyla da Türk
tarihinde mütareke İstanbul’u dönemi
başlamıştır . Mütareke İstanbul’u olgusu da beraberinde bir mütareke basınını
gündeme getirmiştir . Teslim olan bir devletin başkenti olarak İstanbul batılı emperyalistlerin denetimine geçince
,İstanbul basını da ülke ve devletin
çıkarlarını temsil etmeyi terkederek mütareke basını konumuna gelmiştir .
Abdülhamit
döneminde Anadolu yollarının yapılması
ve telgraf direklerinin dikilmesi
nedeniyle , ülkenin çeşitli kentlerinde
yerel yayın organları oluşturulmuş ve bunlar ulusal kurtuluş savaşı
sırasında Kuvayı Milliye basını olarak
önemli hizmetler yapmışlardır . Atatürk’ün ulusal kurtuluşu zafere götürmesinde
hem Telgraf sisteminin hem de Kuvayı
Milliye basınının önemli katkıları olmuştur . Atatürk her ikisini de
kullanarak ülkede ulusal bir kamuoyu yaratmıştır . Batı emperyalizmine
teslim olan İstanbul basını ise tam anlamıyla bir mütareke basını olarak
hareket etmiş ve bütün Anadoluyu saran ulusal kurtuluş savaşını görmezden
gelmiştir .Anadolu halkı direnirken ,Kuvayı Milliye basını bu kutsal isyanın sesi olmuş , İstanbul’daki
işbirlikçiler ve mandacıların denetimi altında kalan eski Osmanlı basını ,
Atatürk ve arkadaşlarını çapulcu ilan etmekten kaçınmamışlardır . Hatta daha da
ileri giderek ,ulusal kurtuluş savaşı direnişini vatan hainliği ile suçlayacak
kadar ileri gitmişler ve böylece kendi teslimiyetçiliklerini örtbas etmek
istemişlerdir .İmparatorluktan ulus devlete
geçerken eski başkent İstanbul’un
Anadolu halkına sırtını dönmesi ve yeniden Bizans imparatorluğu kurmak isteyen batılı
emperyalistlerin dümen suyuna girmesi , Türk halkındaı çok büyük bir tepki yaratmıştır . İşte bu isyan hem Anadolu
basınının kurulmasına giden yolu açmış, hem de yeni başkent Ankara’da
Hakimiyeti Milliye gazetesinin çıkartılmasına
neden olmuştur . İstanbul basını teslim olmasa ve ulusal kurtuluş
savaşını desteklese belki de bir Kuvayı
Milliye basınına gerek olmayacaktı .
Daha
sonra ULUS adını alacak olan HAKİMİYETİ MİLLİYE gazetesi
hem yeni devletin hem de başkent ankara’nın sesi olmuştur . Yeni devleti
kuran Türk halkının siyasal örgütlenmesi olan
Anadolu ve Rumeli Müdafayı Hukuk cemiyeti ,daha sonralı bir partiye
dönüşünce , bu partinin kurucu genel başkanı olan Atatürk’ün gazetesi olarak
ULUS da cumhuriyeti Türk ulusu adına
kurmuş olan Cumhuriyet Halk partisinin yayın organı konumuna gelmiştir . Gazete ilk çıktığından
sonra kapatılana kadar bir parti yayın organı konumunda kalmış ve daha sonra da
bu nedenle kapatılmıştır . Atkatürk’ün partisinin resmi yayın organı
konumundaki gazete ,hem Atatürk hem de İnönü dönemlerinde aynı statüde yayına
devam etmiş ama daha sonra ları İngiltere ve Amerika’da eğitim görmüşbir
gazeteci Atkatürk’ün partisine genel
başkan olunca kapatılmıştır . İngiltere’de basın ateşeliği yapan ve Amerika’da
çeşitli kurslardan geçen bu gazeteci yurda döndükten sonra ULUS gazetesinde köşe yazarlığına başlamış ve
bu gazete sayesinde tanındıktan sonra milletvekili olmuş ,daha sonra da ikinci adamın yaşlanması
nedeniyle de Atatürk’ün partisine genel başkan olmuştur . İşin en garip yanı
,bu gazeteden yetişen bir gazetecinin Atatürk’ün partisine genel başkan
olduktan sonra , kendi yetişytiği basın ocağı olan ULUS’u kapatmasıdır .
Gazeteci genel başkan , başına geçmiş olduğu partiyi gazetesiz bsırakmış ve
daha sonraki yıllar Atatürk’ün yayın
organı olan bu gazeteden Türk ulusunu ve
kamuoyunu mahrum bırakmıştır .
Ankara
bugün gazetesi olmayan tek dünya
başkenti konumundadır . Zamanında ULUS semtinin ana sokaklarından birisi olan
Rüzgarlı sokak bir anlamda Ankara’nın
basın ve yayın merkezi idi . Bu durumun ortaya çıkmasında , Atatürk’ün partisinin genel merkezinin bu
sokağın başında olması ve parti merkezinin yanıbaşında da ULUS gazetesinin
idare binası ile basımevinin
bulunması önemli rol oynuyordu . Bu gazeteden yetişen bir
gazetecinin dış desteklerle Atatürk’ün
partisine genel başkanı olmasıyla ULUS gazetesi tarihe karışıyordu. Bu gazetenin
kapatılmasıyla da başkent Ankara basınının çöküş süreci başlıyor ,Türkiye
Cumhuriyetinin merkezi, dünyanın tek gazetesi olmayan başkenti konumuna
düşürülüyordu .Atatürk’ün partisinin başına geçerek bu partinin yayın organını
kapatan gazetecinin okyanus kıyılarında yetiştikten sonra sonra çağdaş Türkiye Cumhuriyetini Büyük Ortadoğu
rüzgarları doğrultusunda Avrupa’dan uzak
tutması ,Atlantik insiyatifinin
Atatürk’ün devletinde etkisini artırmasına giden yolu açıyordu . Bir
parti organı olmasına rağmen bir bağımsız devletin başkentinin önde gelen yayın
organı olarak ,ULUS gazetesinin kapatılması , basınsız bir Ankara’ya giden
süreci başlatıyordu . . Bu nedenle
, Atatürk’ün gazetesinde yetişerek devleti kuran partinin başına geçen
gazetecinin çok büyük bir kusuru ve
tarih karşısında sorumluluğu bulunmaktadır .
Eski ULUS gazetesinin başkent Ankara’nın gelişmesinde ve Türkiye Cumhuriyetinin
ilerlemesinde son derece önemli
katkıları olmuştur . Atatürk’ün gazetesi olarak bütün Anadolu basınına
öncülük etmiş , Ankara ‘da bir basın
yapılanması oluşturarak İstanbsul’a karşı denge sağlamıştır . Ne var ki ,
mütareke döneminden başlayarak yabancı sermaye ile bütünleşen teslimiyetçi İstanbul basını ,emperyalist
planlar doğrultusunda başkent basınının
çökertilmesini sağlamış ve daha sonra da yurt düzeyinde bölgesel yayınlara geçerek ,ikinci aşamada Anadolu
basınının da çökertilmesine neden
olmuştur . Böylesine bir olumsuz sürece rağmen , cumhuriyet tarihi içinde
ULUS gazetesinin önde gelen bir yeri
bulunmaktadır . Bu gazete her zaman başkent Ankara ile beraber olmuş ve
Türk devletinin Atatürk ilkeleri doğrultusunda yönetilmesine büyük
katkılar sağlamıştır . Günümüzde Atatürk’ün Cumhuriyeti önemli bir
darboğazdan geçerken ,başkent Ankara’nın
yeniden toparlanmasına olan gereksinme her geçen gün daha da büyüyerek
artmaktadır .Bu aşamada ULUS gazetesi
yeniden çıkmaktadır . Haftalık bir yayın organı ile giderek artan gereksinmelerin
karşılanması son derece zordur . Laik devleti
tehdit eden dinci basın ile , bağımsız
devleti tehlikeye sürekleyen
küreselci neoliberal basın olgularına karşı ,yeniden ulusal devleti ve
milleti toparlayşacak bir
Atatürkçü yayın organı olarak ULUS’un Ankara’da günlük yayın organı oarak çıkartılması gerekmektedir
. Başkentin yeniden toparlanarak güçlenmesinde , Atatürk7ün gazetesinin günlük
olarak çıkartılması ilk adım olacaktır .

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder