
ANKARA KALESİ (008)
İSRAİL SORUNU
Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN
Yeni yıla girerken , İsrail devleti Gazze şeridine silahlı saldırıda bulunarak , tüm İslam dünyasının yılbaşını kutladı . İsrail bunu zaman zaman tekrarlıyor ve genelde İslam dünyası için anlamı olan bayramlar ya da yeni yıl öncesinde sahip olduğu büyük silah teknolojisini kullanarak müslümanların bayramlarını yüzlerce ölü ile kutluyor . Son saldırı sonrasında dörtyüz ölü ve ikibine yakın yaralı geride bırakılmıştır .Dünya yirmibirinci yüzyılda yol alırken , böylesine büyük katliamların gündeme gelmesi ,insanlık açısından son derece umut kırıcı bir olumszluğun sürüp gitmesine neden olmaktadır. Tüm islam alemi ve insanlık artık böylesine büyük saldırılar sonucunda yüzlerce ölü ve binlerce yaralı vermek durumunda kalmamalıdır . Bu nedenle , yeni yıla girerken , bütün dünya kamuoyu ağız birliği içinde İsrail sorununu tartışmak durumunda kalmıştır .
İkinci dünya savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletlerinin Orta Doğu bölgesine gelmesiyle dünyanın merkezi bölgesinde dengeler değişmiş ve Atlantik emperyalizminin örgütlemesi sonucunda kutsal topraklarda yeniden bir yahudi devleti olarak İsrail kurulmuştur . İngiliz emperyalizmini kullanarak bölgeye gelen yahudilerin birinci dünya savaşı sonrasında bir devlet kurmalarına Britanya İmparatorluğu karşı çıkınca , bu kez ikinci dünya savaşı süreci beklenilmiş ve ABD’nin kesin bir zafer ile bu savaştan çıkmasından sonra Atlantik insiyatifinin dayatmasıyla , ikibin yıl sonra bir yahudi devleti yeniden kutsal topraklar üzerinde kurulmuştur . Tarihsel süreç içerisinde üçüncü kez aynı yerde kurulan yahudi devletini , geçmişten gelen dersler sonucunda geleceğe dönük olarak kurumlaştırmak isteyen siyonist çevreler , tam altmış yıldır bu bölgede her türlü riski göze alarak savaşmağa devam etmişlerdir . Bu yıl kuruluşunun atmışıncı yıldönümünü kutlayan İsrail devleti hiç bir zaman barış içerisinde olamamış ve sürekli olarak savaşmak durumunda kalmıştır . Dünya tarihinde ortaya çıkan üçüncü İsrail devletinin kuruluşundan bu yana yaşamı sürekli savaş içinde geçmiştir . Bu nedenle dünyanın merkezi coğrafyasına bir türlü barış gelememiş ve bölgedeki bütün Arap ülkeleri İsrail devleti ile sürekli olarak savaşmak zorunda kalmışlardır . Böylesine olumsuz bir süreç te dünya barışını sürekli olarak tehdit ederek , kanlı olayların günümüze kadar devam etmesine neden olmuştur .
İsrail devleti , kurulu olduğu topraklarda Arap nüfusun çoğunlukta bulunması nedeniyle normal bir halkoylaması sonucunda kurulmamıştır . İkinci dünya savaşının galibi olan ABD , siyonist lobiler tarafından kullanılarak , Amerikanın öncülüğünde oluşturulan Birleşmiş Milletler örgütünün ilk kararları sayesinde yahudiler ikibin yıl sonra dünyanın merkezinde üçüncü kez devletlerini kurabilme şansını elde etmişlerdir . Yahudi lobileri ikibin yıllık bir mücadele sonucunda amaçlarına ulaşırlarken , Filistin bölgesinde yaşamlarını sürdürmekte olan Arapların ülkelerini işgal etmişler ve bölgede bir toplum kendi yönetimi altında yaşarken onların ülkelerini işgal ederek bu topraklarda kendi devletlerini uluslararası hlukuka aykırı bir biçimde ilan etmişlerdir . Bu nedenle İsrail devletinin kuruluşu açıkca uluslararası hukuka aykırı düşmektedir . Yahudiler azınlıkta oldukları topraklarda ancak Birleşmiş Milletler kararlarının ABD sayesinde alınmasıyla devlet kurma konumuna gelebilmişlerdir . İki bin yıl önce bir Avrupa gücü olan Roma İmparatorluğu Orta Doğu bölgesine gelerek bu toprakları sınırları içerisine katarken , bu bölgede varolan yahudi devleti olarak İsrail’i yıkmış ve tüm yahudileri dünyanın çeşitli ülkelerine sürmüştür . Büyük göç yüzünden dünyanın her köşesine dağılan yahudiler ,iki bin yıl sonra eski topraklarına geri döndüklerinde karşılarında Roma İmparatorluğu olmadığı için intikamlarını zavallı bir halk olan Filistinliler’den almaktadırlar .Böylesine çelişkli bir durum da büyük bir haksızlık yaratmakta ve Romalıların tarihteki saldırılarının bedelini günümüzde zavallı mağdur Filistin’liler ödemek zorunda kalmaktadırlar . İsrail devletinin yöneticileri kendilerini kutsal topraklardan kovan gücün Romalılar olduğunu hatırlamak ve bu durum nedeniyle bugün bu topraklarda yaşamakta olan Filistinlilere karşı daha insaflı davranmak durundadırlar .
Günümüzde Orta Doğu’da yaşanmakta olan sorun ,Filistin değil ama İsrail sorunudur.Yüzyıllardır bu topraklarda yaşamlarını sürdürmekte olan Filistinliler , iki bin yıl sonra bu topraklara dönen yahudiler nedeniyle bir İsrail işgali ile karşı karşıya kalmışlardır .Gerçek durum bu merkezde olduğu için yaşanmakta olan sorunun adı Filistin değil ama İsrail sorunudur . Filistin halkı yüzyıllardır bu topraklarda kendi yaşamlarını sürdürürlerken ikibin yıl sonra birden yahudilerin dönüşü üzerine İsrail işgali ile karşılaştıklarından , dünyanın merkezinde bir İsrail sorunu ortaya çıkmıştır . Ne var ki , yahudi lobilerinin dünya ekonomisine egemen olmaları ve bu güç ile medyayı yönlendirmeleri sayesinde , esas İsrail sorunu olan çekişme yanlış bir biçimde Filistin sorunu olarak dünya kamuoyuna yansıtılmaktadır . Yahudilerin kutsal kitaplarında yazan bazı hedef ilkeler doğrultusunda ikibin yıl sonra gerdi dönmeleri , merkezi coğrafyanın kana bulanmasına giden yolu açmıştır . Tarihsel süreç içerisinde ikibin yıl önce yaşanmış olan bir haksızlığın karşılığı bugünün koşullarında elde edilmeğe çalışılırken , çok daha büyük yeni haksızlıkların meydana gelmesine neden olunmaktadır . İsrail devletinin kurulmasına yardımcı olan ABD devleti ile beraber bütün siyonist lobilerin böylesine bir çarpıklığı yeniden düşünmelerinin zamanı çoktan gelmiştir . Dinsel görünümlü bir hegemonya projesi olan İsrail yapılanmasının , dünyanın başına bela olan bir sürekli savaş durumunu Orta Doğu’da çok kanlı bir biçimde sahneye koymaktadır . Akan kan yahudi devletinin ilanından bu yana durmadığı gibi, her geçen gün daha büyük saldırı ve katliamlar da birbirini izlemektedir .
Gazze’de susuz ve elektriksiz yaşamlarını sürdürmeğe çalışan yoksul Filistinlilerin karşı karşıya kaldığı son katliam bardağı taşıran bir damla olmuş ve bütün dünya işgalci saldırgan İsrail devletine karşı ayağa kalkmıştır . Dünya ve Türk basınında yıllardır İsrail taraftarlığı yapmakta olan bir çok yahudi asıllı yazar ve gazeteci bile İsrail’in yılbaşı öncesindeki bu vahşi saldırısına insanlık adına karşı çıkmışlardır . Körükörüne bir İsrail taraftarlığı yüzünden okur kitlelerinin haklı tepkileri ile karşı karşıya kalan yahudi asıllı bilim adamı ve yazarlar da insanlığın ortak vicdanına sığınarak , aç ve susuz zavallı Filistin halkının yokedilmesine karşı çıkmaktadırlar . İnsanlığın daha ölmediğini göstermek üzere harekete geçen bir çok sivil toplum kuruluşu artık katliamlara seyirci kalmayacaklarını aktif eylemlere kalkışarak göstermek istemişlerdir . Kuruluşunu Birleşmiş Milletlere borçlu olan İsrail , Orta Doğu’da kendisi ile ilgili yüzden fazla Birleşmiş Milletler kararını dinlememiş, çıkarları neyi gerektiriyorsa son derece sert ve katı girişimlerle bu doğrultuda hareket etmiştir .Bu doğrultuda kamu vicdanını hiçe sayan İsrail ,dünyanın bütün ülkelerini ve insiyatiflerini karşısına almaktan hiç çekinmemiştir . Hiç bir ülkenin cesaret edemediği böylesine hukukdışı bir tutum ile , İsrail hem yalnız kalmış hem de dünya kamuoyu tarafından lanetlenmiştir . Sahip olduğu büyük deneyimi ve gücü açık çıkarları doğrultusunda kullanmaktan hiç çekinmeyen İsrail , günümüze kadar İsrail sorununun devam edip gelmesine neden olmuştur . Son yıllardaki gelişmeler , artık dünya barışının en büyük sorununun İsrail sorunu olduğunu açıkca gözler önüne sermiştir . Çözümsüz kalan İsrail sorunu her geçen gün daha da büyürken , dünyanın diğer sorunlarını da olumsuz biçimde etkilemekte , sorunların giderek çözümsüzlüğe mahkum edilmesine giden yolu açmaktadır . Her alanda çözümsüzlük , büyümek isteyen İsrail devletinin hedeflediği bir durum olarak ortaya çıkmaktadır . İsrail kendi sorunları ile beraber ele geçirmek istediği bütün merkezi coğrafyadaki sorunları da çözümsüzlüğe mahkum etmektedir . Kıbrıs sorunun bu bölgede çözümsüzlüğe sürüklenmesinin en büyük nedeni İsrail devletinin kendi çözümünü gerçekleştirene kadar sorunları çözümsüzlüğe mahkum etmesidir . En sonunda dünyanın bütün merkezi bölgesini kendi denetimi altında Büyük İsrail projesine dönüştürmeği hedefleyen küçük İsrail devletinin ,büyüyebilmek üzere bilinçli bir yayılma ve hegemonya projesi yürüttüğü her geçen gün daha fazla anlaşılmaktadır . Bu doğrultuda bütün adımlar hesaplı atılmakta , girişimler ise siyonist plan dahilinde yürütülmektedir . Bugün gelinen aşamada siyonist planın büyük bir kısmının gerçekleştiği anlaşılmakttadır .
İsrail’in şimdiye kadar en büyük silahı gizliliği olmuştur . Ne var ki , gelinen noktada artık herşey ortaya çıktığı için İsrail böylesine bir avantajı elinden kaçırmıştır . Güçlü lobiler aracılığı ile yürütülmekte olan siyonist planlar piyonist kadrolar aracılığı ile şimdiye kadar yürütülmekte idi . Geçen zaman dilimi içinde artık herkesin yeri ve safı belli olduğu için artık siyonist planların komplo planlarını eskisi gibi kolay yollardan uygulayabilmek mümkün olmamakta , küçük İsrail’den büyük İsrail devletine giden yolda atılan adımlar eskisi gibi kolay başarılamamaktadır . Üçyüz milyonluk Arap ve bir buçuk milyarlık müslüman nüfusun tam ortasına beş milyonluk küçük bir İsrail devletini yerleştirmekle , Büyük İsrail projesinin gerçekleştirilemiyeceği zaman içerisinde kesinlik kazanmıştır . Bu coğrafyada büyüyemeyen İsrail’in de bir süre sonra küçülmeğe başlayacağı ve hatta ortadan bile kalkabileceği bazı otoriteler ve devlet adamları tarafından açıkca dile getirilmektedir . İsrail bu yüzden son derece rahatsız bir ortamda giderek sıkışmaktadır . Bu sıkışıklığı ise zaman zaman gündeme getirdiği haksız saldırılar ve katliamlarla aşmağa çaba göstermekte ama gene de başarılı olamamaktadır . Son dönemde birbiri ardına gündeme gelen olaylar ve gelişmeler İsrail projesinin yanlış bir plan olduğu ve hiç bir biçimde istendiği gibi gerçekleşemeyeceğini açıkca gözler önüne sermektedir . İsrail devletinin yetkilileri ile siyonist lobilerin yöneticileri bu gerçeği gördükçe daha da huzursuz olmaktalar ve kendilerini dengeleyebilmek üzere her türlü çılgınlığı göze alarak tehlikeli girişimlere kalkışmaktadırlar . Ne var ki ,buna rağmen istedikleri başarıyı sağlayamamakta lar ve giderek bir Armegeddon savaşı için en üst düzeydeki bir saldırganlıkla bütün dünyayı nükleer bir savaşa doğru zorla sürüklemektedirler . ABD işgali sayesinde en büyük Arap tehdidi olan Irak’tan kurtulduktan sonra, şimdi de İran tehdidinden kurtulmak üzere Türkiye ile ABD’yi İran devletinin üzerine sürmeğe çalışan İsrail devleti aslında kuruluşundan yarımyüzyılı aşkın bir zaman diliminde bitme noktasına gelmiştir . Kendi bitişini geciktirmek ve bu gerçeği dünya kamuoyundan gizlemek üzere İsrail devleti bir üçüncü dünya savaşına doğru bütün dünyayı sürüklemekte ve, bu doğrultu da kutsal toprakları kan gölüne çevirmektedir . İsrail sorunu günümüzde bütün şiddeti ile devam etmekte ve bütün insanlığı bir yokoluşa doğru zorlamaktadır . ABD ve İsrail devletleri ile siyonist lobilerin yöneticilerinin bu gerçeği bir an önce görerek önlem almaları gerekmektedir .İsrail sorunu çözülürse ,merkezi coğrafya ve bütün dünyada barış dönemi için gerçekci bir adım atılabilecektir . Bütün güç merkezlerinin bu amaçla seferber olmaları zorunludur . İsrail sorunun tüm dünya dengelerini bozan ve dünyayı kıyamet senaryolarına sürükleyen bir süreç olduğu hiç bir zaman unutulmamalıdır .
Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN
Yeni yıla girerken , İsrail devleti Gazze şeridine silahlı saldırıda bulunarak , tüm İslam dünyasının yılbaşını kutladı . İsrail bunu zaman zaman tekrarlıyor ve genelde İslam dünyası için anlamı olan bayramlar ya da yeni yıl öncesinde sahip olduğu büyük silah teknolojisini kullanarak müslümanların bayramlarını yüzlerce ölü ile kutluyor . Son saldırı sonrasında dörtyüz ölü ve ikibine yakın yaralı geride bırakılmıştır .Dünya yirmibirinci yüzyılda yol alırken , böylesine büyük katliamların gündeme gelmesi ,insanlık açısından son derece umut kırıcı bir olumszluğun sürüp gitmesine neden olmaktadır. Tüm islam alemi ve insanlık artık böylesine büyük saldırılar sonucunda yüzlerce ölü ve binlerce yaralı vermek durumunda kalmamalıdır . Bu nedenle , yeni yıla girerken , bütün dünya kamuoyu ağız birliği içinde İsrail sorununu tartışmak durumunda kalmıştır .
İkinci dünya savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletlerinin Orta Doğu bölgesine gelmesiyle dünyanın merkezi bölgesinde dengeler değişmiş ve Atlantik emperyalizminin örgütlemesi sonucunda kutsal topraklarda yeniden bir yahudi devleti olarak İsrail kurulmuştur . İngiliz emperyalizmini kullanarak bölgeye gelen yahudilerin birinci dünya savaşı sonrasında bir devlet kurmalarına Britanya İmparatorluğu karşı çıkınca , bu kez ikinci dünya savaşı süreci beklenilmiş ve ABD’nin kesin bir zafer ile bu savaştan çıkmasından sonra Atlantik insiyatifinin dayatmasıyla , ikibin yıl sonra bir yahudi devleti yeniden kutsal topraklar üzerinde kurulmuştur . Tarihsel süreç içerisinde üçüncü kez aynı yerde kurulan yahudi devletini , geçmişten gelen dersler sonucunda geleceğe dönük olarak kurumlaştırmak isteyen siyonist çevreler , tam altmış yıldır bu bölgede her türlü riski göze alarak savaşmağa devam etmişlerdir . Bu yıl kuruluşunun atmışıncı yıldönümünü kutlayan İsrail devleti hiç bir zaman barış içerisinde olamamış ve sürekli olarak savaşmak durumunda kalmıştır . Dünya tarihinde ortaya çıkan üçüncü İsrail devletinin kuruluşundan bu yana yaşamı sürekli savaş içinde geçmiştir . Bu nedenle dünyanın merkezi coğrafyasına bir türlü barış gelememiş ve bölgedeki bütün Arap ülkeleri İsrail devleti ile sürekli olarak savaşmak zorunda kalmışlardır . Böylesine olumsuz bir süreç te dünya barışını sürekli olarak tehdit ederek , kanlı olayların günümüze kadar devam etmesine neden olmuştur .
İsrail devleti , kurulu olduğu topraklarda Arap nüfusun çoğunlukta bulunması nedeniyle normal bir halkoylaması sonucunda kurulmamıştır . İkinci dünya savaşının galibi olan ABD , siyonist lobiler tarafından kullanılarak , Amerikanın öncülüğünde oluşturulan Birleşmiş Milletler örgütünün ilk kararları sayesinde yahudiler ikibin yıl sonra dünyanın merkezinde üçüncü kez devletlerini kurabilme şansını elde etmişlerdir . Yahudi lobileri ikibin yıllık bir mücadele sonucunda amaçlarına ulaşırlarken , Filistin bölgesinde yaşamlarını sürdürmekte olan Arapların ülkelerini işgal etmişler ve bölgede bir toplum kendi yönetimi altında yaşarken onların ülkelerini işgal ederek bu topraklarda kendi devletlerini uluslararası hlukuka aykırı bir biçimde ilan etmişlerdir . Bu nedenle İsrail devletinin kuruluşu açıkca uluslararası hukuka aykırı düşmektedir . Yahudiler azınlıkta oldukları topraklarda ancak Birleşmiş Milletler kararlarının ABD sayesinde alınmasıyla devlet kurma konumuna gelebilmişlerdir . İki bin yıl önce bir Avrupa gücü olan Roma İmparatorluğu Orta Doğu bölgesine gelerek bu toprakları sınırları içerisine katarken , bu bölgede varolan yahudi devleti olarak İsrail’i yıkmış ve tüm yahudileri dünyanın çeşitli ülkelerine sürmüştür . Büyük göç yüzünden dünyanın her köşesine dağılan yahudiler ,iki bin yıl sonra eski topraklarına geri döndüklerinde karşılarında Roma İmparatorluğu olmadığı için intikamlarını zavallı bir halk olan Filistinliler’den almaktadırlar .Böylesine çelişkli bir durum da büyük bir haksızlık yaratmakta ve Romalıların tarihteki saldırılarının bedelini günümüzde zavallı mağdur Filistin’liler ödemek zorunda kalmaktadırlar . İsrail devletinin yöneticileri kendilerini kutsal topraklardan kovan gücün Romalılar olduğunu hatırlamak ve bu durum nedeniyle bugün bu topraklarda yaşamakta olan Filistinlilere karşı daha insaflı davranmak durundadırlar .
Günümüzde Orta Doğu’da yaşanmakta olan sorun ,Filistin değil ama İsrail sorunudur.Yüzyıllardır bu topraklarda yaşamlarını sürdürmekte olan Filistinliler , iki bin yıl sonra bu topraklara dönen yahudiler nedeniyle bir İsrail işgali ile karşı karşıya kalmışlardır .Gerçek durum bu merkezde olduğu için yaşanmakta olan sorunun adı Filistin değil ama İsrail sorunudur . Filistin halkı yüzyıllardır bu topraklarda kendi yaşamlarını sürdürürlerken ikibin yıl sonra birden yahudilerin dönüşü üzerine İsrail işgali ile karşılaştıklarından , dünyanın merkezinde bir İsrail sorunu ortaya çıkmıştır . Ne var ki , yahudi lobilerinin dünya ekonomisine egemen olmaları ve bu güç ile medyayı yönlendirmeleri sayesinde , esas İsrail sorunu olan çekişme yanlış bir biçimde Filistin sorunu olarak dünya kamuoyuna yansıtılmaktadır . Yahudilerin kutsal kitaplarında yazan bazı hedef ilkeler doğrultusunda ikibin yıl sonra gerdi dönmeleri , merkezi coğrafyanın kana bulanmasına giden yolu açmıştır . Tarihsel süreç içerisinde ikibin yıl önce yaşanmış olan bir haksızlığın karşılığı bugünün koşullarında elde edilmeğe çalışılırken , çok daha büyük yeni haksızlıkların meydana gelmesine neden olunmaktadır . İsrail devletinin kurulmasına yardımcı olan ABD devleti ile beraber bütün siyonist lobilerin böylesine bir çarpıklığı yeniden düşünmelerinin zamanı çoktan gelmiştir . Dinsel görünümlü bir hegemonya projesi olan İsrail yapılanmasının , dünyanın başına bela olan bir sürekli savaş durumunu Orta Doğu’da çok kanlı bir biçimde sahneye koymaktadır . Akan kan yahudi devletinin ilanından bu yana durmadığı gibi, her geçen gün daha büyük saldırı ve katliamlar da birbirini izlemektedir .
Gazze’de susuz ve elektriksiz yaşamlarını sürdürmeğe çalışan yoksul Filistinlilerin karşı karşıya kaldığı son katliam bardağı taşıran bir damla olmuş ve bütün dünya işgalci saldırgan İsrail devletine karşı ayağa kalkmıştır . Dünya ve Türk basınında yıllardır İsrail taraftarlığı yapmakta olan bir çok yahudi asıllı yazar ve gazeteci bile İsrail’in yılbaşı öncesindeki bu vahşi saldırısına insanlık adına karşı çıkmışlardır . Körükörüne bir İsrail taraftarlığı yüzünden okur kitlelerinin haklı tepkileri ile karşı karşıya kalan yahudi asıllı bilim adamı ve yazarlar da insanlığın ortak vicdanına sığınarak , aç ve susuz zavallı Filistin halkının yokedilmesine karşı çıkmaktadırlar . İnsanlığın daha ölmediğini göstermek üzere harekete geçen bir çok sivil toplum kuruluşu artık katliamlara seyirci kalmayacaklarını aktif eylemlere kalkışarak göstermek istemişlerdir . Kuruluşunu Birleşmiş Milletlere borçlu olan İsrail , Orta Doğu’da kendisi ile ilgili yüzden fazla Birleşmiş Milletler kararını dinlememiş, çıkarları neyi gerektiriyorsa son derece sert ve katı girişimlerle bu doğrultuda hareket etmiştir .Bu doğrultuda kamu vicdanını hiçe sayan İsrail ,dünyanın bütün ülkelerini ve insiyatiflerini karşısına almaktan hiç çekinmemiştir . Hiç bir ülkenin cesaret edemediği böylesine hukukdışı bir tutum ile , İsrail hem yalnız kalmış hem de dünya kamuoyu tarafından lanetlenmiştir . Sahip olduğu büyük deneyimi ve gücü açık çıkarları doğrultusunda kullanmaktan hiç çekinmeyen İsrail , günümüze kadar İsrail sorununun devam edip gelmesine neden olmuştur . Son yıllardaki gelişmeler , artık dünya barışının en büyük sorununun İsrail sorunu olduğunu açıkca gözler önüne sermiştir . Çözümsüz kalan İsrail sorunu her geçen gün daha da büyürken , dünyanın diğer sorunlarını da olumsuz biçimde etkilemekte , sorunların giderek çözümsüzlüğe mahkum edilmesine giden yolu açmaktadır . Her alanda çözümsüzlük , büyümek isteyen İsrail devletinin hedeflediği bir durum olarak ortaya çıkmaktadır . İsrail kendi sorunları ile beraber ele geçirmek istediği bütün merkezi coğrafyadaki sorunları da çözümsüzlüğe mahkum etmektedir . Kıbrıs sorunun bu bölgede çözümsüzlüğe sürüklenmesinin en büyük nedeni İsrail devletinin kendi çözümünü gerçekleştirene kadar sorunları çözümsüzlüğe mahkum etmesidir . En sonunda dünyanın bütün merkezi bölgesini kendi denetimi altında Büyük İsrail projesine dönüştürmeği hedefleyen küçük İsrail devletinin ,büyüyebilmek üzere bilinçli bir yayılma ve hegemonya projesi yürüttüğü her geçen gün daha fazla anlaşılmaktadır . Bu doğrultuda bütün adımlar hesaplı atılmakta , girişimler ise siyonist plan dahilinde yürütülmektedir . Bugün gelinen aşamada siyonist planın büyük bir kısmının gerçekleştiği anlaşılmakttadır .
İsrail’in şimdiye kadar en büyük silahı gizliliği olmuştur . Ne var ki , gelinen noktada artık herşey ortaya çıktığı için İsrail böylesine bir avantajı elinden kaçırmıştır . Güçlü lobiler aracılığı ile yürütülmekte olan siyonist planlar piyonist kadrolar aracılığı ile şimdiye kadar yürütülmekte idi . Geçen zaman dilimi içinde artık herkesin yeri ve safı belli olduğu için artık siyonist planların komplo planlarını eskisi gibi kolay yollardan uygulayabilmek mümkün olmamakta , küçük İsrail’den büyük İsrail devletine giden yolda atılan adımlar eskisi gibi kolay başarılamamaktadır . Üçyüz milyonluk Arap ve bir buçuk milyarlık müslüman nüfusun tam ortasına beş milyonluk küçük bir İsrail devletini yerleştirmekle , Büyük İsrail projesinin gerçekleştirilemiyeceği zaman içerisinde kesinlik kazanmıştır . Bu coğrafyada büyüyemeyen İsrail’in de bir süre sonra küçülmeğe başlayacağı ve hatta ortadan bile kalkabileceği bazı otoriteler ve devlet adamları tarafından açıkca dile getirilmektedir . İsrail bu yüzden son derece rahatsız bir ortamda giderek sıkışmaktadır . Bu sıkışıklığı ise zaman zaman gündeme getirdiği haksız saldırılar ve katliamlarla aşmağa çaba göstermekte ama gene de başarılı olamamaktadır . Son dönemde birbiri ardına gündeme gelen olaylar ve gelişmeler İsrail projesinin yanlış bir plan olduğu ve hiç bir biçimde istendiği gibi gerçekleşemeyeceğini açıkca gözler önüne sermektedir . İsrail devletinin yetkilileri ile siyonist lobilerin yöneticileri bu gerçeği gördükçe daha da huzursuz olmaktalar ve kendilerini dengeleyebilmek üzere her türlü çılgınlığı göze alarak tehlikeli girişimlere kalkışmaktadırlar . Ne var ki ,buna rağmen istedikleri başarıyı sağlayamamakta lar ve giderek bir Armegeddon savaşı için en üst düzeydeki bir saldırganlıkla bütün dünyayı nükleer bir savaşa doğru zorla sürüklemektedirler . ABD işgali sayesinde en büyük Arap tehdidi olan Irak’tan kurtulduktan sonra, şimdi de İran tehdidinden kurtulmak üzere Türkiye ile ABD’yi İran devletinin üzerine sürmeğe çalışan İsrail devleti aslında kuruluşundan yarımyüzyılı aşkın bir zaman diliminde bitme noktasına gelmiştir . Kendi bitişini geciktirmek ve bu gerçeği dünya kamuoyundan gizlemek üzere İsrail devleti bir üçüncü dünya savaşına doğru bütün dünyayı sürüklemekte ve, bu doğrultu da kutsal toprakları kan gölüne çevirmektedir . İsrail sorunu günümüzde bütün şiddeti ile devam etmekte ve bütün insanlığı bir yokoluşa doğru zorlamaktadır . ABD ve İsrail devletleri ile siyonist lobilerin yöneticilerinin bu gerçeği bir an önce görerek önlem almaları gerekmektedir .İsrail sorunu çözülürse ,merkezi coğrafya ve bütün dünyada barış dönemi için gerçekci bir adım atılabilecektir . Bütün güç merkezlerinin bu amaçla seferber olmaları zorunludur . İsrail sorunun tüm dünya dengelerini bozan ve dünyayı kıyamet senaryolarına sürükleyen bir süreç olduğu hiç bir zaman unutulmamalıdır .
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder