ANKARA KALESİ (007)
SHERATON VEDA PARTİSİ
Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN
Atatürk’ün partisi son genel kurul toplantısını Ankara’nın önde gelen beş yıldızlı otellerinden birisinde yaptı .Halktan kopuk , hiç bir biçimde halk kitlelerinin izleyemediği bparti tabanından gelen yıllrın partililerinin içeriye giremediği bu kongre de genel başkan tarafından temsil edilen bir hizbin üyeleri , liderlerinin son dönem veda partisine katıldılar . Halka kapalı olarak cereyan eden toplantıda bir iki küçük ve çatlak ses dışında herhangi bir hareketlilik görülmedi ve herşey daha önceden genel başkan hizbi tarafından planlandığı gibi tamamlandı .Bir anlamda siyasal partiler kanunun da belirtilen şekil şartları yerine getirildi ve dışa karşı meşru zemin görünümü korunmaya çalışıldı .Partiye yönelik itirazları karşılamaya yönelik bu beş yıldızlı otel şovu , traftar gazetecilerin katkı ve yardımlarıyla kamuoyunu tatmin etmeğe yönelik bir senaryo dahilinde medya aracılığı ile yansıtıldı .
Yerel seçimler öncesinde aceleye getirilen bu genel kurul, otuz yıldır partinin önünü kapatan bir yönetimin son iktidar gösterisi olarak değerlendirilebilir . Seçim atmosferinden yararlanılarak gündeme getirilen bu genel kurul toplantısında genel başkan hizbine dahil olan bütün partililer sahip oldukları delege konumunun karşılığında genel başkana biat ederlerken , belediye başkanlığı ya da en azından bir belediye meclisi üyeliği beklemektedirler . Genel başkan bu durumdan yararlanarak hem genel kurul koşulunu istediği bir atmosferde tamamlamış hem de tüzük değişikliğine giderek parti içindeki tek adam yönetimini daha da sağlamlaştırmıştır . Son dönemlerde bazı konularda genel sekreter ile sık sık ters düşmesi nedeniyle partinin ikinci adamının yetkilerini budayan bir değişikliğe yönelerek , genel sekreterliğin yürütme yetkilerini onüç genel başkan yardımcısı aracılığı ile genel başkanlığın otorite alanı içerisine aldırmıştır . Son zamanlarda partinin hızla yıpranan ve düşüş gösteren konumu nedeniyle , genel sekreterin şimdiki genel başkanın dışında yeni bir aday arayışına girmesi nedeniyle , genel başkan seçim öncesi beklentiler ortamından yararlanarak , tek adam diktatörlüğünü parti içinde ilan etmekten çekinmemiştir . Şimdi artık , Atatürk’ün kurduğu bir Cumhuriyet Halk partisinden söz edebilmek iyice zorlaşmıştır . Bunun yerine genel başkanın özel şirketi gibi , kendi hizbinin temsilcilerinin yer aldığı bir kişisel parti yapılanması ortaya konulmuştur .
Rockafeller bursları ile dünya devletinin kontenjanından okyanus ötelerinde yetişmiş bir yönetici ve , dünya görmüş ve dünyanın nasıl yönetildiğini okyanus ötelerinde öğrenmiş bir politikacı olarak şimdiki bir numara , Atatürk’ün partisini Atlantik rüzgarlarına paralel olarak yeniden yapılandırmıştır . Artık bir Kemalist partiden sözedebilmek mümkün değildir . Atlantik emperyalizmi , Atlantis kıtasının dünyaya egemen olma eğiliminden gelen bir mirasçılık ile bütün dünyaya egemen olmak için küreselleşme sürecini her ülkeye dayatırken , Türkiye’den de Kemalizmin ve Atatürk’ün devlet modelinin silinmesine karar vermiştir . Bu doğrultuda , laik ve çağdaş Türkiye Avrupa’dan uzaklaştırılırken , bölücülük ve din devleti doğrultusunda cemaatçılık okyanus ötelerinden açıkca desteklenmekte ve finanse edilmektedir . Tam bu aşamada Türk ulusuna Kuvayı Milliye hareketinin bir armağanı olan Atatürk’ün partisi Atlantikçi bir yönetimin elinde kontrol edilmeğe çalışılmaktadır . Değişen dünya koşullarında çoktan iktidara gelmesi gereken devletin kurucu partisinin önünün kesilmesi ve sürekli olarak muhalefette kalmağa zorlanması , Atatürk cumhuriyetinin hem bölücülüğe hem de şeriatçılığa karşı kendisini koruyamamasına neden olmaktadır . Küresel sermayenin çıkarları doğrultusunda hazırlanmış planlara göre yönlendirilmeğe çalışılan Türkiye’de Atatürk’ün cumhuriyeti tehlikeli virajlara sürüklendikçe , devleti kuran partinin halktan aldığı yetki ile karşı çıkması gerekirken ,Atlantik rüzgarları doğrultusunda seyirci kalması ve ciddi bir muhalefet yapmaması Türk halkında ciddi bir üzüntü yaratmakta , partiden dışlanan geleneksel Atatürkçü kesim bu yüzden yeni arayışlara yönelmektedir .
Genel başkan hizbi aracılığı ile Atlantikçi bir pasifizme mahkum edilen Atatürk’ün partisinin tabanında yer alan yüzde otuzluk bir oy potansiyelini temsil eden geleneksel Atatürkçü kesim ,Türkiye’de son derece zor bir duruma sürüklenmişlerdir . Türkiye’nin Lozan Antlaşmasından gelen hukuki yapısını tanımayan , yeni Sevr maceralarını zorla Türk devletine dayatan bir emperyalizmin Türkiye’deki Atatürk modelini ortadan kaldırmak istediği bu aşamada Atatürk’ün partisinin pasif kalması , rejime dönük tehditlere karşı yeterli önlem almaması ve alternatif politikalar geliştirmemesi nedeniyle Türk devleti ciddi bir yıkılma tehdidi ile karşı karşıya bulunmaktadır . Atlantikçi genel başkan partinin önünü kapadıkça çaresiz kalan Atatürkçüler, başka alternatifler aramağa başlamaktalar ,ve bu aşamada yeni bir alternatif oluşturmalarının önlenebilmesi için de gene dış destekli bazı operasyonlar gündeme getirilerek Atatürkçü bir iktidarın oluşumu önlenmeğe çalışılmaktadır . Atatürkün partisinin bugünkü yönetiminin bu durumu seyirci kalması cumhuriyetin Atatürkçü tabanında şimdiki hizip yönetimine ve onun diktatör tutumlu genel başkanına karşı ciddi bir tepki ve muhalefet yaratmaktadır . Partinin tek adamı bunu çok iyi bildiği için , genel kurulu halktan uzak ve halkın hiç bir biçimde giremiyeceği beş yıldızlı otelleri kendisine sığınak olarak seçmektedir . Otel toplantılarına çağrılan delegelere ayrıcalıklı muamele yapılmakta ,beş yıldızlı servisin etkilleyici atmosferi içerisinde önemli ana konular konuşulmadan ,yasak savar bir biçimde genel şartı yerine getirilmektedir .
Tüzük değişikliği ile tek adam diktatörlüğü güçlendirilirken , parti içi demokrasi rafa kaldırılmakta , genel başkanın doktora tez konusu olan siyasal katılıma ise hiç yer verilmemektedir . On bin kişilik spor salanlarından bin kişilik lüks otel lobilerine parti taşınırken , siyasal katılım sıfır noktasına indirilmektedir . Böylesine bilinçli bir adım atabilmek için herhalde siyasal katılım üzerine tez yapmak ve halk katılımının nasıl önleneceğine dair ön çalışma yapmak gerekmektedir . Atatürk’ün partisinin bugünkü yönetimi en başarılı bir biçimde siyasal katılımı önleyerek Türk siyasi tarihine geçmiştir . Hizbe dahil olan delegeler beş yıldızlı otelde ağırlanarak ödüllendirilmişler , belediye başkanlığı ve meclis üyeliği beklentilerine hapsedilerek susturulmuşlardır . Bu gibi duruma karşı çıkanlar da partiden dışlanarak , genel başkanın dikensiz gül bahçesi oluşturulmuştur . Amerikan özentisi oval ofisler kurarak , halktan kopuk bir yönetimi ısrarla sürdüren bugünkü hizip ,genel merkezi holding merkezi gibi bir binaya taşıyarak , halkın partisi olmaktan iyice uzaklaşmıştır . Halktan uzaklaşılırken sermayeye iyice yakınlaşılmış ve yeni dönemde laik ve gayrimüslim sermayenin uzantısı liberal politikalara Tüsiad patronajında iyice angaje olunmuştur . Son seçimlerde , daha çok Özal’ın eski partisinin zengin semtlerindeki oyları alan Atatürk’ün partisi , ANAP’ın eriyip gittiği bir aşamada onun yerini alan bir CANAP olarak zenginler partisine dönüşmüş , geleneksel oy tabanı ile beraber partinin kalesi olacarak bilinen belirli merkezlerde de seçimleri yitirmiştir . Giderek ulusal çizgiden uzaklaşan iş çevreleri ve burjuvazinin yeni partisi olarak küreselleşme ve Avrupa Birliği politikalarına teslim olunmuştur .
Kamuoyunun gözünü boyamak ve partinin Atatürk çizgisinden atlantik çizgisine kayışını gizlemek üzere bir yeni program Sheraton partisinde gündeme getirilmiştir . Türkiye’nin gerçeklerinden son derece uzak , küresel emperyalizmin dayattığı dönüşüm programlarına alternatif olmaktan çok uzak kalan bu program taslağı tam olarak anlaşılmadan ve tartışılmadan genel kurul onayından geçirilmiştir . Antidemokratik tüzük ile beraber ,partinin geleneksel bayrağında yer alan altıoktan çok uzak bir program taslağı belediye seçimlerinden kendilerine pay bekleyen lüks kurultay üyelerine bir oldu bitti ile kabül ettirilmiştir . Yeni dönemde piyasa ekonomisine tam bir teslimiyetçilmiği getiren program önerisi, devlet kuran partiyi kamusal alan savunmasından iyice uzaklaştırmıştır . Parti bu hali ile Türkiye’yi küresel sermayeye teslim eden Tüsiad ‘ın partisi haline dönüşmüştür . Tüsiad üyesi büyük işadamları ve küresel sermayenin güdümündeki Bizans basının önde gelen temsilcileriyle Boğaz kenarında beş yıldızlı otellerde sürdürülen görüşmeler , Sheraton partisi toplantısı ile başkent Ankara’ya da taşınmıştır . Artık sıra partinin adının değiştirilmesine gelmiştir.,çünkü Atatürk’ün partisi hem cumhuriyetin kamusal politikalarından hem de Atatürkçülüğün kitlesel tabanından iyice uzaklaştırılmıştır . Yeni yapılanan parti artık küresel sermaye partisi olarak kendisine yeni bir ad ve sembol bulacaktır . Avrupa Birliğinin arkasına saklanarak sürdürülen sermayeci politikalar artık önümüzdeki dönemde daha çok öne çıkacaktır .
Atatürk’ün partisini altı ok ve Kemalizm’den uzaklaştıran Atlantikçi yönetim bu boşluğu doldurabilmek üzere , yıllarca yeni sol ,Avrupa solu ,sosyal demokrasi ,Anadolu solu , gibi yeni girişimleri denese de bir çizgi tutturamamış ve içine sürüklendiği çıkmaz da bazan Mevlana’dan bazan da Şeyh Edebali’den medet ummuştur . Ne var ki bu çizgilerin Türkiye’de eskiden bu yana sahipleri bulunduğu için Türk halkı aslı varken taklidine iltifat etmemiş ve bu yüzden Atatürk’ün partisi bir dönem meclis dışında kalmıştır .Bugün gelinen aşamada halktan giderek uzaklaşan Atatürk’ün partisi yeniden meclis dışında kalınacak noktaya doğru hızla ilerlemektedir . Emperyalizmin Türkiye Cumhuriyetini ortadan kaldırmaya hazırlandığı bu aşamada , Atatürk’ün partisinin iktidar olarak yeniden bir antiemperyalist mücadlenin bayraktarlığını yapması gerekirken , Atlantikçi yönetimin uydu yapılı pasif tutumu nedeniyle , meclis dışına doğru sürüklendiği açıkca görülmektedir . Onbin kişilik spor salonlarında yeniden binlerce üye ve delegenin katılımı ile heyecanlı kurultaylara dönülmediği sürece , Atlantikçi yönetim beş yıldızlı otellerin lüks salonlarında bin kişilik veda partileri düzenlemeğe devam edecektir . Son genel kurul bir anlamda hem genel başkanın siyasete, hem de Atatürk’ün partisinin meclise veda partisi olarak görülebilir . Artık bu duruma karşı çıkacak Atatürkçülerin ,altı oku duvardan indirme ve yeni bir yapılanma ile hayata geçirme aşamasına gelinmiştir .Sheraton veda partisi ,bir dönemin sonu olurken yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülmelidir . Hiç kimse ulusal kurtuluş savaşı vererek bağımsız bir devlet kurmuş olan halkın partisini sermayeyi elinde tutan zenginlerin partisi konumuna düşürmek hakkına sahip değildir . Atatürk’ün partisinin bitmiş olan Özal’ın partisinin yedeği olarak gündeme getirilmesine Atatürkçü taban seyirci kalamaz . Yeniden Atatürk spor salonunda halk kurultayları toplamanın zamanı gelmiştir . Türk ulusu bir avuç zengin azınlığın değil ama , geniş halk kitlelerinin katılımı ile yeni yüzyılda yoluna devam edebilecektir .
Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN
Atatürk’ün partisi son genel kurul toplantısını Ankara’nın önde gelen beş yıldızlı otellerinden birisinde yaptı .Halktan kopuk , hiç bir biçimde halk kitlelerinin izleyemediği bparti tabanından gelen yıllrın partililerinin içeriye giremediği bu kongre de genel başkan tarafından temsil edilen bir hizbin üyeleri , liderlerinin son dönem veda partisine katıldılar . Halka kapalı olarak cereyan eden toplantıda bir iki küçük ve çatlak ses dışında herhangi bir hareketlilik görülmedi ve herşey daha önceden genel başkan hizbi tarafından planlandığı gibi tamamlandı .Bir anlamda siyasal partiler kanunun da belirtilen şekil şartları yerine getirildi ve dışa karşı meşru zemin görünümü korunmaya çalışıldı .Partiye yönelik itirazları karşılamaya yönelik bu beş yıldızlı otel şovu , traftar gazetecilerin katkı ve yardımlarıyla kamuoyunu tatmin etmeğe yönelik bir senaryo dahilinde medya aracılığı ile yansıtıldı .
Yerel seçimler öncesinde aceleye getirilen bu genel kurul, otuz yıldır partinin önünü kapatan bir yönetimin son iktidar gösterisi olarak değerlendirilebilir . Seçim atmosferinden yararlanılarak gündeme getirilen bu genel kurul toplantısında genel başkan hizbine dahil olan bütün partililer sahip oldukları delege konumunun karşılığında genel başkana biat ederlerken , belediye başkanlığı ya da en azından bir belediye meclisi üyeliği beklemektedirler . Genel başkan bu durumdan yararlanarak hem genel kurul koşulunu istediği bir atmosferde tamamlamış hem de tüzük değişikliğine giderek parti içindeki tek adam yönetimini daha da sağlamlaştırmıştır . Son dönemlerde bazı konularda genel sekreter ile sık sık ters düşmesi nedeniyle partinin ikinci adamının yetkilerini budayan bir değişikliğe yönelerek , genel sekreterliğin yürütme yetkilerini onüç genel başkan yardımcısı aracılığı ile genel başkanlığın otorite alanı içerisine aldırmıştır . Son zamanlarda partinin hızla yıpranan ve düşüş gösteren konumu nedeniyle , genel sekreterin şimdiki genel başkanın dışında yeni bir aday arayışına girmesi nedeniyle , genel başkan seçim öncesi beklentiler ortamından yararlanarak , tek adam diktatörlüğünü parti içinde ilan etmekten çekinmemiştir . Şimdi artık , Atatürk’ün kurduğu bir Cumhuriyet Halk partisinden söz edebilmek iyice zorlaşmıştır . Bunun yerine genel başkanın özel şirketi gibi , kendi hizbinin temsilcilerinin yer aldığı bir kişisel parti yapılanması ortaya konulmuştur .
Rockafeller bursları ile dünya devletinin kontenjanından okyanus ötelerinde yetişmiş bir yönetici ve , dünya görmüş ve dünyanın nasıl yönetildiğini okyanus ötelerinde öğrenmiş bir politikacı olarak şimdiki bir numara , Atatürk’ün partisini Atlantik rüzgarlarına paralel olarak yeniden yapılandırmıştır . Artık bir Kemalist partiden sözedebilmek mümkün değildir . Atlantik emperyalizmi , Atlantis kıtasının dünyaya egemen olma eğiliminden gelen bir mirasçılık ile bütün dünyaya egemen olmak için küreselleşme sürecini her ülkeye dayatırken , Türkiye’den de Kemalizmin ve Atatürk’ün devlet modelinin silinmesine karar vermiştir . Bu doğrultuda , laik ve çağdaş Türkiye Avrupa’dan uzaklaştırılırken , bölücülük ve din devleti doğrultusunda cemaatçılık okyanus ötelerinden açıkca desteklenmekte ve finanse edilmektedir . Tam bu aşamada Türk ulusuna Kuvayı Milliye hareketinin bir armağanı olan Atatürk’ün partisi Atlantikçi bir yönetimin elinde kontrol edilmeğe çalışılmaktadır . Değişen dünya koşullarında çoktan iktidara gelmesi gereken devletin kurucu partisinin önünün kesilmesi ve sürekli olarak muhalefette kalmağa zorlanması , Atatürk cumhuriyetinin hem bölücülüğe hem de şeriatçılığa karşı kendisini koruyamamasına neden olmaktadır . Küresel sermayenin çıkarları doğrultusunda hazırlanmış planlara göre yönlendirilmeğe çalışılan Türkiye’de Atatürk’ün cumhuriyeti tehlikeli virajlara sürüklendikçe , devleti kuran partinin halktan aldığı yetki ile karşı çıkması gerekirken ,Atlantik rüzgarları doğrultusunda seyirci kalması ve ciddi bir muhalefet yapmaması Türk halkında ciddi bir üzüntü yaratmakta , partiden dışlanan geleneksel Atatürkçü kesim bu yüzden yeni arayışlara yönelmektedir .
Genel başkan hizbi aracılığı ile Atlantikçi bir pasifizme mahkum edilen Atatürk’ün partisinin tabanında yer alan yüzde otuzluk bir oy potansiyelini temsil eden geleneksel Atatürkçü kesim ,Türkiye’de son derece zor bir duruma sürüklenmişlerdir . Türkiye’nin Lozan Antlaşmasından gelen hukuki yapısını tanımayan , yeni Sevr maceralarını zorla Türk devletine dayatan bir emperyalizmin Türkiye’deki Atatürk modelini ortadan kaldırmak istediği bu aşamada Atatürk’ün partisinin pasif kalması , rejime dönük tehditlere karşı yeterli önlem almaması ve alternatif politikalar geliştirmemesi nedeniyle Türk devleti ciddi bir yıkılma tehdidi ile karşı karşıya bulunmaktadır . Atlantikçi genel başkan partinin önünü kapadıkça çaresiz kalan Atatürkçüler, başka alternatifler aramağa başlamaktalar ,ve bu aşamada yeni bir alternatif oluşturmalarının önlenebilmesi için de gene dış destekli bazı operasyonlar gündeme getirilerek Atatürkçü bir iktidarın oluşumu önlenmeğe çalışılmaktadır . Atatürkün partisinin bugünkü yönetiminin bu durumu seyirci kalması cumhuriyetin Atatürkçü tabanında şimdiki hizip yönetimine ve onun diktatör tutumlu genel başkanına karşı ciddi bir tepki ve muhalefet yaratmaktadır . Partinin tek adamı bunu çok iyi bildiği için , genel kurulu halktan uzak ve halkın hiç bir biçimde giremiyeceği beş yıldızlı otelleri kendisine sığınak olarak seçmektedir . Otel toplantılarına çağrılan delegelere ayrıcalıklı muamele yapılmakta ,beş yıldızlı servisin etkilleyici atmosferi içerisinde önemli ana konular konuşulmadan ,yasak savar bir biçimde genel şartı yerine getirilmektedir .
Tüzük değişikliği ile tek adam diktatörlüğü güçlendirilirken , parti içi demokrasi rafa kaldırılmakta , genel başkanın doktora tez konusu olan siyasal katılıma ise hiç yer verilmemektedir . On bin kişilik spor salanlarından bin kişilik lüks otel lobilerine parti taşınırken , siyasal katılım sıfır noktasına indirilmektedir . Böylesine bilinçli bir adım atabilmek için herhalde siyasal katılım üzerine tez yapmak ve halk katılımının nasıl önleneceğine dair ön çalışma yapmak gerekmektedir . Atatürk’ün partisinin bugünkü yönetimi en başarılı bir biçimde siyasal katılımı önleyerek Türk siyasi tarihine geçmiştir . Hizbe dahil olan delegeler beş yıldızlı otelde ağırlanarak ödüllendirilmişler , belediye başkanlığı ve meclis üyeliği beklentilerine hapsedilerek susturulmuşlardır . Bu gibi duruma karşı çıkanlar da partiden dışlanarak , genel başkanın dikensiz gül bahçesi oluşturulmuştur . Amerikan özentisi oval ofisler kurarak , halktan kopuk bir yönetimi ısrarla sürdüren bugünkü hizip ,genel merkezi holding merkezi gibi bir binaya taşıyarak , halkın partisi olmaktan iyice uzaklaşmıştır . Halktan uzaklaşılırken sermayeye iyice yakınlaşılmış ve yeni dönemde laik ve gayrimüslim sermayenin uzantısı liberal politikalara Tüsiad patronajında iyice angaje olunmuştur . Son seçimlerde , daha çok Özal’ın eski partisinin zengin semtlerindeki oyları alan Atatürk’ün partisi , ANAP’ın eriyip gittiği bir aşamada onun yerini alan bir CANAP olarak zenginler partisine dönüşmüş , geleneksel oy tabanı ile beraber partinin kalesi olacarak bilinen belirli merkezlerde de seçimleri yitirmiştir . Giderek ulusal çizgiden uzaklaşan iş çevreleri ve burjuvazinin yeni partisi olarak küreselleşme ve Avrupa Birliği politikalarına teslim olunmuştur .
Kamuoyunun gözünü boyamak ve partinin Atatürk çizgisinden atlantik çizgisine kayışını gizlemek üzere bir yeni program Sheraton partisinde gündeme getirilmiştir . Türkiye’nin gerçeklerinden son derece uzak , küresel emperyalizmin dayattığı dönüşüm programlarına alternatif olmaktan çok uzak kalan bu program taslağı tam olarak anlaşılmadan ve tartışılmadan genel kurul onayından geçirilmiştir . Antidemokratik tüzük ile beraber ,partinin geleneksel bayrağında yer alan altıoktan çok uzak bir program taslağı belediye seçimlerinden kendilerine pay bekleyen lüks kurultay üyelerine bir oldu bitti ile kabül ettirilmiştir . Yeni dönemde piyasa ekonomisine tam bir teslimiyetçilmiği getiren program önerisi, devlet kuran partiyi kamusal alan savunmasından iyice uzaklaştırmıştır . Parti bu hali ile Türkiye’yi küresel sermayeye teslim eden Tüsiad ‘ın partisi haline dönüşmüştür . Tüsiad üyesi büyük işadamları ve küresel sermayenin güdümündeki Bizans basının önde gelen temsilcileriyle Boğaz kenarında beş yıldızlı otellerde sürdürülen görüşmeler , Sheraton partisi toplantısı ile başkent Ankara’ya da taşınmıştır . Artık sıra partinin adının değiştirilmesine gelmiştir.,çünkü Atatürk’ün partisi hem cumhuriyetin kamusal politikalarından hem de Atatürkçülüğün kitlesel tabanından iyice uzaklaştırılmıştır . Yeni yapılanan parti artık küresel sermaye partisi olarak kendisine yeni bir ad ve sembol bulacaktır . Avrupa Birliğinin arkasına saklanarak sürdürülen sermayeci politikalar artık önümüzdeki dönemde daha çok öne çıkacaktır .
Atatürk’ün partisini altı ok ve Kemalizm’den uzaklaştıran Atlantikçi yönetim bu boşluğu doldurabilmek üzere , yıllarca yeni sol ,Avrupa solu ,sosyal demokrasi ,Anadolu solu , gibi yeni girişimleri denese de bir çizgi tutturamamış ve içine sürüklendiği çıkmaz da bazan Mevlana’dan bazan da Şeyh Edebali’den medet ummuştur . Ne var ki bu çizgilerin Türkiye’de eskiden bu yana sahipleri bulunduğu için Türk halkı aslı varken taklidine iltifat etmemiş ve bu yüzden Atatürk’ün partisi bir dönem meclis dışında kalmıştır .Bugün gelinen aşamada halktan giderek uzaklaşan Atatürk’ün partisi yeniden meclis dışında kalınacak noktaya doğru hızla ilerlemektedir . Emperyalizmin Türkiye Cumhuriyetini ortadan kaldırmaya hazırlandığı bu aşamada , Atatürk’ün partisinin iktidar olarak yeniden bir antiemperyalist mücadlenin bayraktarlığını yapması gerekirken , Atlantikçi yönetimin uydu yapılı pasif tutumu nedeniyle , meclis dışına doğru sürüklendiği açıkca görülmektedir . Onbin kişilik spor salonlarında yeniden binlerce üye ve delegenin katılımı ile heyecanlı kurultaylara dönülmediği sürece , Atlantikçi yönetim beş yıldızlı otellerin lüks salonlarında bin kişilik veda partileri düzenlemeğe devam edecektir . Son genel kurul bir anlamda hem genel başkanın siyasete, hem de Atatürk’ün partisinin meclise veda partisi olarak görülebilir . Artık bu duruma karşı çıkacak Atatürkçülerin ,altı oku duvardan indirme ve yeni bir yapılanma ile hayata geçirme aşamasına gelinmiştir .Sheraton veda partisi ,bir dönemin sonu olurken yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülmelidir . Hiç kimse ulusal kurtuluş savaşı vererek bağımsız bir devlet kurmuş olan halkın partisini sermayeyi elinde tutan zenginlerin partisi konumuna düşürmek hakkına sahip değildir . Atatürk’ün partisinin bitmiş olan Özal’ın partisinin yedeği olarak gündeme getirilmesine Atatürkçü taban seyirci kalamaz . Yeniden Atatürk spor salonunda halk kurultayları toplamanın zamanı gelmiştir . Türk ulusu bir avuç zengin azınlığın değil ama , geniş halk kitlelerinin katılımı ile yeni yüzyılda yoluna devam edebilecektir .
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder